Sürdürülebilir bir dünya için veganlık en ideal yol

Helin KAYA

Yüzyıllardır insanlığın konforlu yaşam adına ekosisteme müdahalede bulunması özellikle son dönemde iklim krizi olarak karşımıza çıkıyor. Birçok ülkenin derinden etkilendiği kriz, hükümetlerin bu konudaki politikalarıyla her ne kadar önlenmeye çalışılıyor olsa da yetersizlikler baş gösteriyor. Su kaynaklarının ve yaşanabilir tarım alanlarının korunabilmesi için bireylerin vegan beslenme tarzına geçiş yaparak bunu benimsemesi uzmanlar tarafından son derece önemli bulunuyor.

Uzun bir süredir vegan beslenme tarzının dünya için ne kadar önemli olduğu hakkında çalışmalar yapan ve Vegan Derneği Türkiye (TVD) kurucu Başkanı olan Ebru Arıman, konuyla ilgili şu sözleri söylüyor:

Et ve süt ürünlerinden kaçınmak, dünya üzerindeki etkinizi azaltmanın tek yolu

“Birleşmiş Milletler, et ve süt ürünlerinin tüm insan yapımı sera gazı emisyonlarının yüzde 14,5’ini oluşturduğunu belirtiyor. Bu oran, gezegendeki her arabanın, trenin, geminin ve uçağın egzoz emisyonlarına kabaca eşdeğer. Beraberinde bir Oxford Üniversitesi araştırması, et yiyenlerin, veganlara göre yaklaşık iki buçuk kat daha fazla beslenme kaynaklı sera gazı emisyonundan sorumlu olduğunu gösteriyor. Vegan bireyler kuşkusuz ki yaşamın devamlılığı için verilen bu kritik mücadelede çok önemli bir yerdeler. Hayvansal ürünler oldukça büyük bir su ayak izine sahip. Ortalama 1 kg et için 15,4 ton, 1 kg tereyağı için ise 5,5 ton temiz su kullanılır ve bu gerçeği pek çok kişi bilmez. Bu miktarı bitkisel gıdalara oranlamak gerekirse, ortalama 1 kg sebze için kullanılan su miktarı 322 kg civarında. Bu rakamlar yeryüzünün sınırlı kaynakları ve artan dünya nüfusu düşünüldüğünde tek bir gerçeği bize işaret ediyor: Et ve süt ürünlerinden kaçınmak, dünya üzerindeki etkinizi azaltmanın tek ve en önemli yolu‘’

Artık buna son verin

“Çiftlik hayvancılığı, çok büyük ölçeklerde tahıl ve suya ihtiyaç duyarken, beslenen bu hayvanları sonrasında öldürmek, tesislerde ‘işlemek’, taşımak, depolamak gibi ek faaliyetler, etik bir trajedinin yanında muazzam derecede bir kaynak israfına da yol açıyor. Dünyadaki sığırlar tek başına 8,7 milyar insanın kalori ihtiyacına eşit miktarda yiyecek tüketiyor. Bu faaliyetler için ayrılan sınırlı arazilerin, otlak açmak, yem/besin yetiştirmek ve barınak sağlamak amaçlı giderek genişlemeye ihtiyaç duyması, sera gazlarını emen ormanların da aynı hızla tahribine neden oluyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün Kasım 2019 yılında yayınladığı en kapsamlı rapora göre, dünya üzerindeki kullanılabilir/verimli kara arazilerinin ortalama yarısında tarım ve hayvancılık amaçlı gıda yetiştiriliyor ve bu arazilerin de yüzde 77’si, yani ortalama 40 milyon metrekare toprak arazisi yalnızca hayvancılık amaçlı tarım için kullanılıyor. Bugüne kadar yapılan bu en büyük ve kapsamlı analiz, besin gereksinimi amaçlı bu derece büyük kaynak kullanımına sahip çiftlik hayvancılığının, toplam kalorinin yalnızca yüzde 18’ini, toplam proteinin yüzde 37’sini, tarım arazilerinin yüzde 83’ünü kullanarak elde ettiğini de net olarak ortaya koyuyor. Beraberinde hepimiz biliyoruz ki bu hayvanların ürettikleri tüm dışkı ve atıklar da, atmosfere daha fazla sera gazı salımına neden oluyor. Sadece bu rapor bile olayın ciddiyetini özetlemeye yetiyor. Ne etik ne de çevresel olarak bu sistematik kıyım kabul edilebilir değil. Artan dünya nüfusu ve aynı hızla artan iklim ısısı düşünüldüğünde bu tablo bize şunu söylüyor: ‘Artık buna son verin.’

Dünya sadece bize ait değil

‘’Neler yapılmalı? Bu ürünlerin, besin ve içerik bilgilerinin yanı sıra çevresel etkilerini belgeleyen etiketlerin ambalaj üzerinde kullanılması gerek. Tüketiciler bireysel tercihlerinin çevreye olan etkileri konusunda mutlaka bilgilendirilmeli. Beraberinde hayvansal ürünlere uygulanan vergilerin, çevresel etkileri daha düşük olan bitkisel ürünlere kıyasla daha yüksek tutulması ve bitkisel üretimin teşvik edilmesi, hayvansal üretimin baskılanması gerekiyor. Her iklim savunucusu her şeyden önce çatalının izini fark etmeli. Dünya sadece bize ait değil.’’

Beslenme Uzmanı Sevda Altunal: Anahtar kelime iyi planlama

Vegan beslenme tarzının insan bedeni üzerinde pek çok olumlu etkilerinin olduğunu vurgulayan Beslenme Uzmanı Sevda Altunal, vegan beslenme tarzının anahtar kelimesinin ‘iyi planlama’ olduğunu söylüyor. Sürdürülebilir ve doğaya saygılı yaşamayı mümkün kılan vegan beslenme, hayvansal ürünlerin bulunmadığı bitki bazlı gıdalardan oluşan bir diyetle insanlığın çevre üzerindeki etkisini azaltma ve yaşanabilir bir gelecek yaratma fırsatı sunuyor. Altunal, bazı besinlerin tüketilen diğer besinlerden daha fazla etki yarattığını, bunların başında ise et üretiminin olduğunu vurguluyor. Her yıl insanların yemesi için milyarlarca hayvanı yetiştirmenin tatlı su ve toprak gibi doğal kaynaklara tehdit olduğunu söyleyen Altunal, bireylerin bitki bazlı beslenmeye geçmesinin iyi bir beden ve iyi bir dünya yaratacağını ifade ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.