Oscar ödüllerine saatler kala

author

VECDİ SAYAR

2021.04.25 10:07

Bu gece verilecek 93. Akademi Ödülleri’nde En İyi Filmin “Nomadland” olacağını tahmin etmek zor değil. Yönetmen Zhao, ekonomik kriz nedeniyle evlerini kaybettikleri için yaşamlarını karavanlarda sürdüren ama yaşam sevinçlerini yitirmeyen bu insanlara ve doğaya saygılı bir yaşam biçimine şapka çıkarıyor.

Oscar ödüllerine saatler kala

Sinema sanatının en saygın ödülü, Cannes Festivali’nin Altın Palmiye’sidir hiç kuşkusuz. Ama tüm dünyada magazin basını için en önemli ödül, Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi üyelerinin belirlediği Oscar’lardır. Dünya sinema pazarı üzerindeki etkisi açısından da Cannes’ın fersah fersah önündedir. Geride bıraktığı 92 yıl içinde, Akademi’nin ödüllendirdiği önemli klasiklerin yanı sıra, Oscar kazanması tepkiyle karşılanan o kadar çok film var ki.
1942 yılında “Yurttaş Kane” dururken “Vadim O Kadar Yeşildi ki” filmine, 1980’de “Kıyamet” dururken “Kramer Kramer’e Karşı”ya, 1995’te “Pulp Fiction” dururken, “Forrest Gump”a, 2011’de “Siyah Kuğu” dururken “Zoraki Kral”a, 2019’da “Blackklansman” dururken “Yeşil Rehber”e verilen Oscar ödülleri, Akademi üyelerinin tercihlerinde ‘Wasp’ (Beyaz Anglo-sakson Protestan) bakış açısının ve büyük stüdyoların etkisinin kanıtı olarak görülüyordu. Son yıllarda, ‘Oscar’lar Çok Beyaz’ ve beyazperdede erkek egemenliğini sorgulayan ‘Ben de’ gibi protesto eylemlerinin, feminist hareketin ve Netflix gibi dijital platformların ürünlerinin de yarışmaya dahil olmasının bu durumun değişmesi yönünde etkili olduğunu düşünüyorum. Geçen yıl, Atın Palmiye’li “Parazit”e verilen ödül, Oscar’a bir gençlik aşısı gibi geldi. Nitekim bu yılın aday listesi genelde olumlu karşılandı. Umarım, sonuçlar açısından da durum böyle olur.

EN İYİ FİLM: NOMADLAND

Bu yılın sekiz ‘En iyi Film’ adayı arasında, üçü Netflix olmak üzere dört platform yapımı var. Akademi üyelerinin oyları ile belirlenen adayların hepsi de, belirli bir çizginin üzerinde (ve önceki yazılarımda değindiğim) filmler. Sekiz film içinde en çok adaylığa sahip olan – 10 dalda adaylıkla – David Fincher’in “Mank”ı sinemaseverlerin duyarsız kalamayacağı bir film. “Yurttaş Kane”in yapım sürecini konu alan “Mank”ın birkaç teknik dal dışında fazla şansı yok gibi görünüyor. Çünkü rakipleri çok güçlü; her biri altışar dalda adaylığı olan “Nomadland” (Göçebeler Ülkesi), “Minari”, “Sound of Metal” (Metal Sesi), “The Trial of Chicago 7” (Chicago 7’lisi Davası), “Judas and the Black Messiah”(Yahuda ve Siyah Mesih), “The Father” (Baba) ve beş adaylıkla “Promising Young Woman” (Yetenekli Genç Kadın). Hepsi de keyifle izlenen, birey ve toplum sorunları üstüne düşünen filmler.

Adaylar arasında, ”Judas and the Black Messiah” ve “The Trial of Chicago 7” siyasal tavırlarıyla, “Promising Young Woman” feminist bakış açısıyla, “Nomadland” işsizlik sorununa yaklaşımıyla öne çıkıyor. Benim de aralarında olduğum pek çok eleştirmen, bu güzel seçkinin ‘en iyi’si olarak “Nomadland”i işaret ediyor. Çin asıllı genç yönetmen Chloé Zhao, kurmaca ile belgeseli buluşturan bir biçemle, az sayıda profesyonel oyuncunun yanında gerçek karakterleri oynatarak, ekonomik kriz nedeniyle evlerini kaybettikleri için yaşamlarını karavanlarda sürdüren ama yaşam sevinçlerini yitirmeyen bu insanlara ve doğaya saygılı bir yaşam biçimine şapka çıkarıyor. Duyarsız kalamayacağınız, gerçekçi bir film.

oscar-odullerine-saatler-kala-868629-1.
Ma’ Rainey

Pandemiye inat çok iyi filmler yapmayı sürdüren sinema dünyasından gelen sürprizler bu sekiz filmle sınırlı değil. Yeterli oy alamayıp, sekiz filmin arasına giremeyen Spike Lee’nin “Da 5 Bloods” (5 Kan Kardeş)”, “One Night in Miami” (Miami’de Bir Gece), “Ma Rainey’s Black Bottom” (Blues’un Annesi: Ma Rainey), “News From the World” (Dünyadan Haberler) de yılın kayda değer filmleri arasında. En İyi Film kategorisinde yer almasalar da, başka dallarda adaylıkları (ve şansları) var.

YÖNETMEN VE SENARİSTLER

En İyi Yönetmen Oscar’ının en güçlü adayı, “Nomadland”ın yönetmeni Chloé Zhao’nun yanı sıra, ikinci bir kadın yönetmen daha var bu daldaki beş aday arasında: “Promising Young Woman”ın yönetmeni Emerald Fennell. Usta yönetmen David Fincher “Mank”la, Koreli yönetmen Lee Isaac Chung “Minari” ile ve Danimarkalı Thomas Vinterberg “Druk” (‘Körkütük’, İngilizce adı ile “Another Round”) ile yarışıyor, ama Zhao’nun karşısında fazla şansları yok gibi.

Senaryo alanında, iki kategori var: Özgün Senaryo ve Uyarlama Senaryo. Özgün Senaryo dalında, “The Trial of Chicago 7”, “Judas and the Black Messiah”, “Minari”, “Sound of Metal”in senaryoları çok iyi, ama “Promising Young Woman” ile Emerald Fennell’in ipi göğüsleme ihtimali daha fazla. Bana kalsa, bu ödülü “Judas and the Black Messiah”ın senaristleri Shaka King (yönetmen), Will Berson, Kenneth Lucas ve Keith Lucas’a verirdim.

oscar-odullerine-saatler-kala-868630-1.
The Father

Uyarlama Senaryo dalında, iki tiyatro oyunu uyarlaması (“One Night in Miami” ve “The Father”) ile iki roman uyarlaması (Hintli yazar Aravind Adiga’nın Hindistan’da sosyal sınıflar arasındaki keskin ayrım ve sınıf vahşi kapitalizm eleştirisi “Beyaz Kaplan” ve Amerikan güncel politikasına ilişkin absürd güldürü “The Borat Subsequent Movie”) var. Bu dalda da, senaryosunu bir gazetecinin belgesel nitelikli yapıtından uyarlayan Chloé Zhao’nun (“Nomadland”) Oscar’ı kimselere kaptırmayacağını düşünüyorum.

USTALAR MI, GENÇLER Mİ?

Yönetmen ve senaryo dallarında ödüllerin genç kuşaktan sanatçılara gideceği kesin gibi. Oyunculuk dallarında ise, sürprizler yaşanabilir. Bu dallarda ustalarla gençler arasında kıyasıya bir yarış yaşanacak besbelli. Yaş ortalaması epeyce yüksek olan Akademi üyelerinin tavrı ne olur kestirmek güç. En İyi Erkek Oyuncu dalında benim tercihim, “The Father”daki rolüyle Anthony Hopkins olurdu, Usta oyuncu Gary Oldman da “Mank” ile yarışıyor, “South of Metal”in yetenekli oyuncusu Riz Ahmet ve “Minar”nin genç oyuncusu Steven Yeun karşısında. Hepsi çok iyiler, ama ödülün “Ma Rainey”deki performansıyla -yakınlarda yitirdiğimiz siyahi oyuncu- Chadwick Boseman’a gitmesi sürpriz olmayacak.

En İyi Kadın Oyuncu dalında da beş aday var. Özellikle üçü arasında tercih yapmak çok güç: “Nomadland”le Frances McDormand, “Ma’ Rainey” ile Viola Davis ve “Promising Young Woman”la Carey Mulligan. Anlaşılan, bu kategoride yarış ustalar arasında olacak. “Pieces of a Woman”daki rolüyle Vanessa Kirby de çok iyi ama, üç usta karşısında şansı fazla olmaz diye düşünüyorum. “The United States v.s. Billie Holliday”i izleyemediğim için Andra Day hakında bir şey söyleyemeyeceğim. Fikrimi sorarsanız, McDormand’ın üçüncü Oscar’ını kazanacağını düşünüyorum.

Yardımcı rollere gelince, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünün adayları arasında, Glenn Close gibi usta bir oyuncu da var, ama ödülün genç bir oyuncuya gideceğini düşünüyorum. “Minari” ile Yuh-Jun Youn ya da “Borat” ile Maria Bakalova’ya… Benim tercihim, “Mank”deki performansı ile Amanda Seyfried olurdu… En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalına gelince, “One Night in Miami”de Leslie Odom Jr. ve “Sound of Metal”de Paul Raci rollerinin hakkını veren oyuncular, ama benim adayım, “Judas” ile Daniel Kaluuya.

GÜLDÜRÜ MÜ TRAJEDİ Mİ?

En İyi Uluslararası Film dalında beş filmlik kısa listeye kalan Tunus filmi “Derisini Satan Adam”ı ve Hong-Kong filmi “Better Days”i (Daha İyi Günler) izleyemedim. Aynı zamanda ‘Belgesel’ dalında da aday gösterilen Romen filmi “Collective” etkileyici, ama ödülün – aynı zamanda ‘Yönetmen’ dalında da aday gösterilen- Danimarkalı yönetmen Thomas Vinterberg’in “Druk / Körkütük”üne gideceğini düşünüyorum. Vinterberg’in ustalığına, mizah duygusuna diyecek yok ama incir çekirdeğini doldurmayan bu film yerine, Bosnalı kadın yönetmen Jasmila Zbanic’in Serebrenitza katliamında BM’nin sorumluluğunu tartışan “Quo Vadis Aida”sının ödüllendirilmesi beni daha çok memnun eder.

Köşemin sınırlarını aşmamak için, diğer dallarda adaylardan söz etmeden, ödül için tercihlerimle yetineyim. Oscar’ların diğer dallarında ödüllerin şu filmlere gidebileceğini düşünüyorum: En İyi Görüntü Yönetimi dalında “Nomadland”e, En İyi Kostüm Tasarımı ile En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı dallarında “Ma Rainey”e, En İyi Yapım Tasarımı’nın “Mank”e, En İyi Kurgu’nun “Chicago 7lisi”ne, Özgün Müzik Oscar’ının “Mank”e, En İyi Şarkı’nın “Chicago 7”deki “Hear My Voice”a, Ses Tasarımı Oscar’ının “Sound of Metal”e, Görsel Efekt dalındaki ödülün “Tenet”e, En iyi Belgesel Oscar’ının “My Octapus Teacher” (Benim Ahtapot Öğretmenim) ya da ”The Time” (Zaman)a, Kısa Belgesel’in “A Concerto is a Civilization” ya da “A Love Song for Latasha”, Kısa Kurmaca ödülünün “Feeling Through” ya da “Two Distant Strangers”a, En İyi Uzun Metraj Canlandırma Filmi Oscarı’nın “Soul”a, Kısa Canlandırma’nın “If Anything Happens I Love You” filmine verilmesi beni mutlu edecek. Bu gece (TRT 2’de) Los Angeles Union istasyonuna konuk olup, göreceğiz.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir